Perşembe, Kasım 10, 2005

SEÇİMLERİN DÜRÜSTLÜĞÜNDEN BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE SEÇİM YÜKSEK KOMİSERLİĞİ SORUMLUDUR




Ziyat Köprülü

Yüksek Secim Komiserliği üyelerinden Ferid Ayar, Komiserliğin, Kerkük ilinde yapılan denetlemelerde beklenmeyen bir artışın ortaya çıkması sonucu, seçmen sicilinden 86 bin adet kaydın iptal ettiğini açıkladı. Bu kararın, Komiserliğin İl Seçmen Sicillerinde meydana gelen ihlallerle ilgili kapsamlı bir soruşturmadan sonra alındığını da belirtti. Neticede, 86 bin kişinin mutat işlemlere aykırı yöntemlerle seçmen sicillerine eklendiği ortaya bıkmıştır. Ayar, Komiserler Kurulunun, bu işlemi seçimlere teamülden sahtecilik karıştırma girişimi olarak gördüğünü de açıklamıştır.

Komiserlik ayrıca, üyesi Ferid Ayar'ın ağzından, bu sahteciliğin referandum sonucunu etkilemediğini bildirerek, 15 Aralık'ta yapılacak olan seçimlerde kullanılacak seçmen sicillerindeki yanlış yöntemlerin ortadan kaldırılacağını da beyan etmiştir.

Ancak, bizim şu ana kadar anlayamadığımız husus, Komiserliğin bu konuda bir adli soruşturmaya gerek olup olmadığı kararını almak üzere, soruşturma sonuçlarını İçişleri Bakanlığı ve İl Meclisi ile tartışacağı hususudur! Halbuki, bu açıklama bilerek işlenen bir suç duyurusunun ta kendisidir. Çünkü, Komiserlik "Seçimlere teamülden sahtecilik karıştırma" tabirini aynen kullanmıştır. Bu durum, Adalet Bakanlığı ve ilgili mahkemelerin konuya el koymasını gerektirmektedir.

Öyle görülüyor ki; Komiserlik, secim yasalarının yanı sıra bütün demokratik ülkelerce bilinen ve uluslar arası yasalarla korunan seçim kuralları hakkında bir kurs görme ihtiyacı içerisindedir. Komiserlik, halkın iradesinin, eşit-gizli-özgür oya dayalı ve dürüst seçimlerle tecelli ettiğini ve bunu gerçekleştirmenin de kendi öncelikleri olduğunu mutlaka biliyordur. Peki o zaman, başka kişilerin haklarının ihlal edilmesini nasıl görmezlikten gelebiliyor? Bu ihlali yapanlar ve haklarını mükerrer kullananların kendilerine veya bağlı bulundukları cihete bir siyasi kazanım elde edenler hakkında nasıl herhangi bir takibatta bulunmuyor? Doğru, bazı rakamlar büyük olsa da gerek seçim bölgesinde, gerekse ülke genelinde seçim sonucunu etkilememektedir. Ancak, bu rakamlar on binler ve yüz binlerle ifade edilmekte olup göz ardı edilecek miktarda rakamlar değildir.

Gerek Parlamento Seçimleri, gerekse Anayasa Referandumu kayıt işlemlerinde ve/veya oy kullanma sırasında meydana gelen ihlaller ve sahtecilik iddiaları ile ilgili siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve şahısların sunduğu bir çok şikayetten sonra, Komiserliğin bir soruşturma komisyonu kurup, bu iddiaların doğru olup olmadığını ortaya koyması adil bir davranış olmaz mı? Bilahare, bu suçu işleyenleri (Özellikle bu işin uzmanı olan Ferid Ayar?ın kendi ağzıyla bu tür ihlallerin meydana geldiğini itiraf etmesinden sonra) diğerlerine ibret olsun diye deklare etmek yerinde olmaz mı? Allah bilir kaç Irak ilinde böyle, seksen bin ve yüz bin oy tekrar kullanılmıştır?

İşte bütün bu nedenlerden dolayı (daha önce de BM?lere etkin denetim yapması için yaptığımız çağrılarda da olduğu gibi) işin başından beri bu tür secim ve referandumlara başlamadan önce Irak?ta kapsamlı bir sayımın yapılması konusunda çağrıda bulunmuştuk. Ancak, dinleyen kimseyi bulamamıştık.. Eminim ki, ülkede gerçek ve adil bir sayım yapılırsa, seçimlerde ve referandumda bazı illerde halihazırda oy kullanan seçmen sayısının, gerçek nüfus sayılarının iki katına yaklaştığı görülecektir!.. Ayrıca, ben hala BM’nin bu seçimlere etkin bir şekilde katılmaktan neden kaçındığını anlamış değilim..!!
Son olarak diyoruz ki; Kerkük, çeşitli ihlallerin meydana geldiği 18 ilden biridir ve Ferid Ayar?ın açıkladığı hususlar bunlardan sadece bir tanesidir. Peki, ya Kerkük, Diyala, Musul ile diğer illerde meydana gelen diğer ihlaller ne olacak? Bu aşamada, Komiserlik üyelerine düşen sorumluluk ise seçimlerin dürüstlüğünü bir kenara bırakırsak en azından kendi dürüstlüklerini ispatlayıp bu ihlalleri açık bir şekilde ilan etmek olacaktır