Pazartesi, Temmuz 17, 2006

14 Temmuz Dün - Bugün


Murat Ata ataturkmen99@hotmail.com
07.07.2006

Bugün 14 Temmuz. Her Türkün tarihten ibret alması gereken günlerden biri. Irak Türkleri açısından titreyip kendilerine gelmeleri için acı bir reçetenin kesildiği gün bugün. Bu hadise onları bir 50 yıl daha ayakta kalmalarına neden olacak, çelik yürekli nesil yetişmesine
neden olacaktı. O güne gelene kadar 1920 ayaklanması ve Gâvurbağı gibi acılar yaşasalar da, 14 Temmuz 1959 unutulmamak üzere zihinlere kazılacaktı.
Ne yazık ki yeni nesiller bunun farkında değil. Bırakın yeni nesli, o günleri yaşayıp acı ve ıstıraplarını sineye çeken şanlı dava kervanına katılanların bir kısmı, nefesleri yetmemiş olacak ki, umarsız ve sadece şekilcilik icabı bazı tavırlar sergilemektedirler. Düne kadar kendini Irak Türkünün toplum lideri olarak tanıtan zevatlar, bu acı günleri yaşatan katiller yanında danışmanlık yapmanın büyük marifet olduğunu yansıtmaya çalışmaktadırlar.
Bugünden o günlere baktığımızda, o kadar benzer nokta görüyoruz ki, gelecekten ürpermemek mümkün değil. Hemen gözümüze takılan ilk şey, dönemin yönetiminin, bugünkü gibi taraflı olması, yapılan antidemokratik uygulamalara göz yumması ve yapılan idari atamalarda taraflı olması. İster istemez Irak Türklerinin aleyhinde bir dengesizlik ortaya çıkmaktadır. Benzerlik bununla da kalmıyor, o günlerde yapılan tutuklamalar ve sürgün politikası bugün de yapılmakta ve yine o günler gibi askeri güçlerin gözetimi altında bunlar yapılmaktaydı. Dün Beşir, Afak, Kerkük gazeteleri yasaklandıktan sonra, o meşum günlere zemin hazırlanmıştı. Bugün de Erbil’de bulunan Türkmen matbaaları, yayınları yasaklanmakta ve Erbil dışına çıkarılması engellenmektedir.
Yine kıyaslayacak olursak, o günkü Türkiye yönetimi bugün de aynı tavırlar içinde, o günkü hükümetin zihniyetiyle “21 Ekim 1959 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türklerin Katliam ile sona eren olaylarla ilgili resim, film ve sair dokümanların Türkiye'ye girmesi veya dağıtılması yasaklandı”. Bugüne bakarsak, hükümetlerin bu kararlardan aşağı kalacak tarafı olmadığını, hatta bu faciayı yaşatanları kınamak yerine Türkmenleri zorlayarak işbirliğine yönlendiriyor.
Hâlbuki 14 Temmuz neden yaşanmıştı, ne için Ata liderimizi, İhsan ağabeyimizi şehit verdik; neden bu kadar can verdik, ne için bu kadar sıkıntıya girdik? (Dönemin komünist emperyalizmini bugünün ihtilalci uşaklarına) danışmanlık etmek için mi, yoksa Kerkük'ü onlara teslim etmek için mi?
Bize çok farklı nedenler anlatıldı!
14 Temmuz, Türkmen'in emrivakileri kabul etmediği için yaşanmıştı. 14 Temmuz, Türklük şuurundan ödün verilmediği için olmuştu. Maneviyat dünyamız, maddeyle kıyaslanmayacak kadar değerli olduğu için 14 Temmuz yaşanmıştı. 14 Temmuz bir duruştan öte, bir hayat felsefesini yansıtmaktaydı. Türkün dünyası dışından gelen her yabancı şeye temkinli duruşun adıdır 14 Temmuz.
Şehit önderimiz Doç. Dr. Nejdet KOÇAK, 14 Temmuz 1959 Kerkük Katliamı’nın 10. yıl dönümünde, Irak Türkmen toplumunun bundan sonraki yolunu işaret etmektedir. Onun söylediklerinden ibret alalım:"Geriye kalanlar ise kalbi kırılmış, gururu incinmiş, yalnız ve kimsesiz bir millet olduğunu öğrenmiş, Anavatana kırılmış ama Türklüğe iman ve inancı bir kat daha artmış ve her şeyi kendisinin yapmak mecburiyetinde olduğunu kesinlikle anlamış."*

Kardaşlık 30. sayı
*Devlet Dergisi 14 Temmuz 1969. Şehit Nedet KOÇAK Albümü “Bir Ülkücünün Hayatı”