Cumartesi, Ocak 28, 2006

Irak İç Savaşının Portresi


azerbaycan
Rusca


Savaş Nurettin

Irak’ta, özellikle komplo teorileri, ortaya çıkan her sonucun mükemmel bir planlamanın eseri olduğu düşünülse de, Şii ve Kürtler’in Sünnilerle karşı karşıya kalacağı bir stratejinin, sadece planlamadaki yanılma payı ile hesaplanamayacak bir hata olduğu anlaşılmaktadır.


Nisan 2004’te Sünnilerden oluşan bir çok askeri birlik bir gecede ortadan kaybolmuştur.
Haziran 2004 tarihinde devlet sayım bürosunun raporuna göre, Ramadi ve Felluce’yi de kapsayan Irak’ın batısında sivil savunma güçlerinde 5600’den 1000’e 80% düşüklük olmuştur. Bunun gerekçesi de külli firardır.

ABD, 1600 sünni erden olusan özel Felluce birliği kurarak, komutanlığını da Irak İstihbarat Servisinin başına getirdiği eski Baasçi yapacaktır. Meşhur Felluca olayına sebep olan da bu birliğin direnişçilerle işbirliği yaparak ABD ordusunun tahsis ettiği ellerindeki 800 tam/yarı otomatik uzun namlulu silah, 27 cip kamyonet ve 50 radio/telsiz alıcısını teslim etmesdir. Birlik ise Ekim 2004’te sessizce bir emirle dağıtılmıştır.
Buna benzer Kasım 2004’te, Musul ve Ramadi’de 4000 Polis Gücünün 3200’ü direnişçilere katılmadan hemen önce gerekli mühimmat tedarikini yapmıştır. ABD, güvenini kaybettiği polis gücünün tamamını tek taraflı terhis etmiştir.

Kasım ayının sonlarına doğru Musul’u elegeçiren direnişçilere karşı ABD, 2000 Kürt peşmerge milisi Musul’u kontrol etmek ve güneyden de Şii ağırlıklı 5 batalyonu Ramadi polis gücünü kontrol etmesi için çağırmıştır. Güney ve Bağdat civarından da yüzlerce Şii ordusu da Felluce ve Samarra’ya gönderilmiştir.

Şii ve Kürt müdahaleleri Irak’taki etnik ayrımcılığı körüklemiştir. Kürtlerin bu bölgeleri ele geçirip Kürdistan hayaline dahil etmesi ve Saddam’in devrilmesiyle birlikte yaygın yağma eylemleri, yerli halk ve direniçilerde intikam arzusu yaratmıştır. Kürtler Neyneva vilayetinden Arap ve Türkmenleri kaçırarak Kuzey Irak’taki gizli Kürt hapishanelerine götürmüştür. ‘’Hassas etnik tansiyonu şiddetlendirmektedir’’ Washington Post’tan Anthony Shadid ve Steve Fainaru’nun Haziran 2004 Birleşik Devletler notlarindan alıntısı.

ABD, kazanmaktan ve en azından kayıplarını gidermekten başka bir kaygı taşımamıştır. Kürt peşmergeler de bunun tek Iraklı aletiydi.
Yerli halk tarafından ve bölgeyi terketmesinin ardından yetkililerce naletlenen acımasız ‘’Kurt Tugayı’’ da Kürt ve Şiilerden oluşmuştur. Tugayın, işkence uygulayarak direnişçi itirafına zorladıkları bilinmektedir. Hannah Allam Knight Ridder Newspapers
Yerel halkın ve temsilcilerinin bütün itiraz ve polis gücüne katılma taleplerinin red edilmesi ABD’nin korkularini göstermektedir.

ABD, benzer bir şekilde Türkmen bölgelerinde Kürt hakimiyetini ve bunun suistimalini görmezlikten gelmektedir. Kerkük il meclisindeki adaletsiz dağılım ve yönetimden kaynaklanan tıkanıklık bu nedenle uzun süredir giderilememiştir. Türkmen yerel yöneticilerinin ve siyasi partilerinin binlerce ittiraz, şikayet ve önerileri ignore edildikçe yerel halkın etnik tansiyonu yükselmektedir. Ocak seçimlerindeki ihlaller ve Talafer katliamı Türkmenler tarafından büyük tepki ile karşılanmıştır. Kerkuk ve Avrupa’da protesto mitingleri düzenlemişlerdir. ITC . Kerkük’ün statüsü, etnik şiddet açısından gelecek için büyük kaygılar içermektir.

Etnik ayrımcılık üzerine kurulu strateji ve risklerinden ABD elçiliğinin yanısıra ordu da tedirgindir. ABD askeri analistleri ‘Iraklı farklı etnik grup, mezhep ve aşiretleri birbirine karşı ezdirme stratejisi, Irak toplumunun temelinde bulunan kusurlu ayrıkları derinleştirecek ve sivil uyuşmazlıkları arttıracaktır’. Washington Post reporter Ann Scott Tyson.

ABD, geçtiğimiz dönemde, Irak’taki direnişi sadece diğer etnik güçlerle alt edebileceğine inansa da, ABD’li komutanlar içeride tartışmalara yol açacak düzeyde, açıkça itiraf etmeden bunun vahşi ve sinik bir politika olduğunu biliyorlar. Nitekim kendilerini temize çıkarmanın yollarını aramak zorunda kalmışlardır. Ekim 2005 tarihinde Gazeteci Tom Lasster’in yazısı aracılığı ile Bağdat’taki yüksek rütbeli bir ABD’li ‘Buradalarda bu bir yaşam biçimidir, belki de Iraklılar iç savaşlarını yaşamaları gerekiyor’ demecini vermiştir. Bu sözler, ‘ Şarkta canın değeri ucuzdur, hayata bizim kadar değer vermiyorlar’ diyen Vietnam savaşı’nın komutanı general William Westmoreland’ın sözlerini andırmaktadır.

Irak’ta Türkmen, Kürt, Sünni ve Şii arasındaki farklılıklar Saddam sonrası dönemle birlikte derinleşmiştir. ABD de bir iç savaşın oluşma şartlarını ve zeminini hazırlamaktadır.